Hatırlayalım! Beyaz Saray’ın önüne heykeli dikilmiş, “Yeni Dünya Düzeni’nin” fikir babası olan Pike’ın, 1871 yılında yazıp “Yeni İtalya Devrimci Örgütü’nün” kurucusu “Guiseppe De Mazzini’ye” gönderdiği mektubunun içeriğinde (I. Dünya Savaşından 79 yıl önce) Yeni Dünya Düzenin’nin gerçekleşmesi için;

I. Dünya Savaşının çıkartılıp Rusya’da çarı zayıflatıp “Komünizmi” çıkartarak “Ateizmi” yaygınlaştırıp, Alman ve İngiliz İmparatorluklarını “Ajan Faaliyetleri” ile karşı karşıya getirip savaş zemini hazırlamayı, dini düzenleri zayıflatmayı hedeflediğini açıkça belirterek…

II. Dünya Savaşı için de “Faşistler ve Siyonistler” arasında savaşla sonuçlanacak gerginlikler çıkartılması gerektiğini, faşist kanadın “Nazi’ler” olacağını ifade ederek savaşın sonucunda “İsrail’in” doğurması gerektiğini “Ana Hedef” olarak işaret ediyor. Tasarladığı dini olgular sisteminde Komünizmin, Hristiyanlığı dengeleyecek güce ulaşmasını öngörerek kitlesel bazda “İnanç Çöküşü” yaşatma atağına kadar bu dengenin korunması ilkesine ağırlık veriyor.

III. Dünya Savaşı’nın ana aktörlerinin “Müslümanlar ve Siyonistler” olması gerektiğini savunarak daha önceki gibi yine ajan faaliyetleri ile gerginliklerin tırmandırılıp savaş çıkarmayı, sonucunda “Müslüman Arap Ülkeler ve İsrail’in” yok edilmesi hesabı üzerine kurgulanıyor. Bir yandan da diğer ülkelerin fiziksel, ahlaki, ruhsal ve ekonomik çöküntüye ve bunalıma itilmesi gerektiğini “Deist ve Ateistlerin” önünü açarak inançsızlık sisteminin ön plana çıkması gerektiğini, ardından Ateizmin de çökertilip “Deist İnancın” yükselmesi ile “Evrensel Din, Evrensel Kurallar ve Lucifer Doktrininin” küresel inanç temeli olacağını savunuyor.

Ve… Gündemler ışık hızı ile değişirken, değişmeyen tek kalıp kadim planlar! “Soğuk Savaş” yıllarının tasarımcıları ABD’yi dünyaya hâkim kılmak için Rusya’yı kontrollü bir şekilde büyüttü, Komünizmi ince ince işleyerek Emperyalizmin gittiği her yere kolayca “Giriş Vizesi” almasını sağladı. Tarihe yakın veya uzak, hangi açıdan bakarsanız bakın zaman, mekân ve isimler değiştirilip aynı senaryo sirküle ettiriliyor. “Doğu – Batı Kutupları” (Rusya – ABD) ekseninde oluşturulurken atılacak sonraki adım belirlenmiş, “Kuzey – Güney Kutuplarının” adı da (Arabistan – İran) koyulmuştu…

Dün gece Suudi Arabistan’da yapılan darbe, şartlar gereği öne çekilmek zorunda kalınan “Dikey Kutup” hamlesinin en radikal adımını oluşturdu. Suudiler kendi içinde sancılı bir İngiliz – Amerikan savaşı verirken, bir yandan da karşısına dikilecek “Kuzey Gücünün” netleşmesi için medyatik nükleer silah psikolojisi atakları ile İran hazırlanıyor. Tıpkı Kuzey Kore’nin ismini kullanarak yapılan spekülasyonların uygulama şekli aynen tatbik ediliyor. 

Azerbaycan – Türkiye atılımı ile gerçekleşen “Demir İpek Yolu” projesi ve yine Türkiye – Irak – İran üçlüsünün KIBY’de ABD ve İsrail’i saf dışı etmesi planları bozdu ve hızlandırdı. Atılan her adım kaçınılmaz ve dışında kalınması mümkün olmayan III. Dünya Savaşı rotasına dâhil. ABD, B. Obama döneminde İran ile ilişkilerine yeni bir yön vermiş, ambargo kaldırılmış ve “İpek Yolu Projesi ve Finans merkezleri Yüzyılı” projesi Malikâneler – Buckhingam yörüngesinde bir düzleme oturmuştu. Trump’ın gelişi ile “ABD - İran İlişkileri” askıya alınıp hızla krize dönüştürülüp ardından Suudiler ile yol alınmaya başlandı. Birkaç ay önce “Kuzey – Güney Kutbu” bağlamında çok da dikkat etmediğimiz önemli “Saray Oyunları” yaşandı.

Trump, Mursi ve Selman önlerindeki ışıklı küreyi ovuşturduktan sonra “Suudi Sarayında” daha 26 yaşındaki Prens Selman Bin Abdullah Bin Turki El Suud enteresan ve şaibeli bir şekilde öldü, ardından Veliaht Prens Muhammed Bin Naif azledildi ve yerine Kral Selman’ın oğlu Muhammed Bin Selman getirildi.

Son Veliaht, geçen hafta “Ilımlı İslam” konuşması yapmıştı, dün Trump’ın “Arabistan’ın Uluslararası Petrol Örgütünü New York Borsası’na açmasını istiyorum” şeklinde verdiği mesajın üzerinden henüz saatler geçmişti ki “Biat Darbesi” gerçekleşti.

İran’ın “Nükleer Silah Üretimi” üzerine sanal baskılar yapılarak kontrollü kışkırtmalar gerçekleştirilirken bir yandan da Kral Selman’ı Rusya’ya gönderip S400 alımı için siparişler verdirildi. Şimdi sahneye “Katı Şii” politikası izleyen İran ve karşısına “Ilımlı Sünni” politikası izleyen Araplar çıkartılıyor. Ellerinde ki “Kitle İmha Silahları” ile soğuk savaş yılarına geri döndürülüyorlar. Suudi – İran gerilimi ABD’nin yeni yüzyıl “Emperyalist Giriş Vizesi” olarak şekillendiriliyor.

İlk hedefler yine Katar, Kuveyt ve Lübnan!

Türkiye her senaryoda olduğu gibi bu operasyonun da merkezinde yer alıyor! İran veya Suudi Arabistan arasında hangi bölge ülkesi taraf olursa asrın hatasını yapmış olur.

Unutmayın! Savaş Doğu’da geciktikçe Batı’da hızlanıyor. Şartları tersine dönmediği sürece silahlar ve bombaların hedefi Avrupa ve ABD olmaya devam edecek.

Son olarak! Türkiye için artık Kandil ve Sincar'a operasyon yapmak terörist avlama olayından çıkıp, ABD'yi Irak’ta vurma boyutuna vardı...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! İSİMSİZ YORUMLAR YAYIMLANMAZ. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. İp adresi kaydı tutulur herhangi bir davada savcılık kanallarına teslim edilir.

banner1