AVRUPA GÖZÜYLE ABD SEÇİMLERİ

3 Kasım tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) düzenlenen başkanlık seçimi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor.

AVRUPA GÖZÜYLE ABD SEÇİMLERİ

AB’nin önde gelen ülkelerinin başkentlerinde Joe Biden’in desteklendiği bilinen bir gerçek. Berlin, Paris, Roma, hatta ABD Başkanı Donald Trump’ın da desteği ile AB’den ayrılan İngiltere’nin gönlünden Joe Biden geçiyor.Neticede ABD Başkanı Donald Trump uzaktan bakıldığında sanki biraz keyfi bir politika güttüğü izlenimini veriyordu. Oysa keyfi bir politikayı değil, aslında Cumhuriyetçiler’in en muhafazakar, mukaddesatçı, milliyetçi kanadının politikasını hayata sokmuştu. Ancak, bunu yaparken Trump kişisel çıkarlarını, partisinin çıkarlarını ve ülkenin çıkarlarını tamamen karıştırdı. Hatta kişisel çıkarlarını parti ve ülke çıkarlarının üzerine koydu. Buna rağmen bir önceki seçime göre oylarını yükseltti. Bunu da not etmek gerekiyor.AB ülkelerinin Biden’ı desteklemelerinin en büyük sebebi de Amerika’nın ünlü deneme yazarı Ralph Waldo Emerson’ın eski Fransızcadan esinlenerek ortaya attığı ve Türkiye’de siyasi görüşe göre ‘yerleşik düzen’ veya ‘müesses nizam’ olan dile getirilen “establishment”ın bir parçası olması.AB başkentleri, Biden’ı öngörülebilir bir lider olmasından dolayı destekliyorlar. Ayrıca Biden’ın ABD’nin uluslararası düzeyde geleneksel siyasetini kaldığı yerden sürdüreceği düşünülüyor. Bu çerçevede Rusya’nın NATO müttefiklerine karşı hasmane hamlelerini cevapsız bırakmaması beklenirken, ABD’nin askeri açıdan Afrika’dan neredeyse tamamen çekileceği de öngörülüyor.Zira bu konuda adımlar şimdiden atıldı. Biden’in seçimleri kazanması halinde bunun ABD’de kimlik siyasetine şimdilik ara verildiğinin de bir işareti olacağı bekleniyor ki kimlik siyaseti AB ülkelerini son derece zorlayan bir husus. Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, İtalya gibi ülkelerde aşırı sağ partilerin yükseliş kaydetmeleri geleneksel siyasi partileri her zaman endişelendiren bir gelişme. Trump’ın kimlik siyasetine dayalı politikalarına Biden “siyasi doğruculukla” cevap verdi. Toplumlar kimliklerle ayrıştırılamayacak kadar karıştı. Sadece ABD’de değil, Avrupa’da da öyle.ABD’deki başkanlık seçimlerine katılım oranı ‘tarihi bir rekor’ olarak tarif ediliyor, ancak AB’ye üye ülkelere oranla bu oran hala çok düşük. Zira Belçika, Almanya, hatta Fransa gibi ülkelerde katılım oranı genel olarak %80’in üstünde. Fransa’daki son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir istisna yaşandı, katılım oranı tarihi açıdan son derece düşüktü.AB’nin önde gelen ülkeleri arasında yer alan Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkeler Trump’a karşı Biden’ı tercih ettiklerini açık etmeleri iyi bir strateji mi tartışılır. Nitekim Trump, kristal dükkanındaki fil gibi eylemleri ve söylemlerine rağmen oy miktarını artırdı. Bir sonraki seçimlerde Cumhuriyetçiler daha hazırlıklı, daha sert ve daha zeki bir adayla Demokratlar’ın karşısına çıkacak. Cumhuriyetçiler’e yakın düşünce kuruluşlarında şimdiden bunun çalışmaları başladı.Bir sonraki seçimlere kadar Biden’ın Beyaz Saray’ın yeni kiracısı olması halinde ABD ile AB arasında kurumsal bağların yeniden işlemesi bekleniyor. Kısa adı CFR olan Dış ilişkiler Konseyi, trilateral ve türevi bütün kurumların hem işlemesi, hem de ABD Başkanı tarafından yeniden kaale alınması bekleniyor. Bu da ABD’yi daha öngörülebilir bir ülke haline getirecek.Transatlantik ilişkilerde çalkantılı dönemin ve ABD ile Almanya veya AB arasındaki atışmalar ve gerilimli açıklamaların son bulması bekleniyor. ABD ile AB arasında, Rusya, Çin, Orta Doğu ülkelerine yönelik olarak politikalar ile çıkarların örtüşmesi öngörülüyor. Bu açıdan AB için Biden’ın gelmesi son derece yararlı. Ancak Biden türü bir siyaset ABD’de ne kadar sürdürülebilir pek bilinmez.Transatlantik ilişkilerde köprüler yeniden kurulabilir. Ancak ABD’deki seçim neticeleri bunun oluşturulması için yeterli değil. 2021 yılında Almanya’da yapılacak olan genel seçimlerde Angela Merkel’den koltuğunu kimin devralacağı ile 2022 yılında Fransa’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri de Transantlantik ilişkilerin Avrupa ayağı için belirleyici olacak.Kovid 19 fuarlar ve radyoYeni nesil koronavirüs (Kovid-19) salgını, geleneksel medyaları sanki yeniden canlandırdı. Televizyon satışlarında yeniden patlamalaryaşanırken, radyo istasyonlarına yönelik olarak da yeniden rağbet artıyor. Nitekim salgından dolayı kitap fuarları ve edebiyat ödüllerine yönelik olarak törenler okuyucuların katılımıyla düzenlenemiyor. Ancak edebiyat dünyasının yaratıcı aktörleri, radyo istasyonları ile sosyal medyalarını dahil ederek ‘karma medya’ okuyucuları edebiyatın önde gelen isimleriyle buluşturuyorlar. Nitekim Fransa’da Goncourt ile birlikte önemli bir edebiyat ödülü olan Medicis ödülü önümüzdeki hafta Fransız devlet radyosu France Culture ile Facebook işbirliği ile hem tahsis edilecek hem de ödül sahipleri okuyucularıyla sosyal medya ve radyo üzerinden buluşabilecekler. Okucuyular Facebook üzerinde sorularını yöneltecekler; ödül sahibi yazar da France Kültür frekanslarından canlı yayında okucuların sorularını yanıtlayacak. Keza Belçika’da da her yıl Théatre 140’da düzenlenen edebiyat ödülleri de yine radyo ve sosyal medya üzerinden yazarları okuyucularla buluşturacak. Biraz sanal bir ortamda bile olsa o güzel satırları yazıp okuyucuların beğenisini alan sanatçılar ile okuyucuları bir araya getirmek son derece önemli. İnsan bir an olsun Kovid ve buna bağlı tecrit sürecini unutup adeta bir sanat vahasına sığınma şansına sahip oluyor.

Kaynak: MILLIYET.COM.TR

Güncelleme Tarihi: 08 Kasım 2020, 08:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1