Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO zirvesinde!

Brüksel’deki masada yeni Türkiye ve Trump başlıkları var. Türkiye’deki yeni sistem, batıyı ciddi şekilde rahatsız ediyor, Türkiye’nin yeni süreçteki dış politikası nasıl şekillenecek özellikle Avrupa’dan hangi tepkiler gelecek?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO zirvesinde!

Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO zirvesine katılıyor. Brüksel'deki masada yeni Türkiye ve Trump başlıkları var. Türkiye'deki yeni sistem, batıyı ciddi şekilde rahatsız ediyor, Türkiye'nin yeni süreçteki dış politikası nasıl şekillenecek özellikle Avrupa'dan hangi tepkiler gelecek? Herkesin merak ettiği bu soruları Taha Dağlı sabah.com.tr için yanıtladı.

Başkan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra ilk resmi ziyaretlerini Azerbaycan ve KKTC'ye yaptı. İlk resmi zirve ise Brüksel'deki NATO zirvesi oluyor. Zirvede ABD Başkanı Trump ile AB liderleri arasındaki kriz var. İki taraf arasında ticari savaş var. Bununla birlikte Trump'ın güvenlik harcamalarındaki tutumları nedeniyle AB'ye tepkisi oldu. Türkiye'nin Rusya ile olan ilişkisi, Rusya ile yapılan S-400 anlaşması da gündemde. ABD, S-400 konusunda bir süre diretse de F35'lerin satışında Türkiye'ye herhangi bir yaptırımda bulunamadı. NATO da her ne kadar Rusya ile yapılan S-400 anlaşmasına tepkili olsa da Türkiye'ye yönelik bir yaptırım güçleri yok.

Almanya Başbakanı Merkel 24 Haziran tebrik mesajında "Sayın Başkan" ifadesini kullanmıştı. Merkel, Almanya'da göçmen krizi nedeniyle patlak veren siyasi krizi İçişleri Bakanı ile uzlaşarak çözdü. Ama bu kez de Avusturya ile arayı bozdu. Avrupa'da göçmen krizi büyük bir sorun ve bu sorunun büyümemesinin tek şartı Türkiye ile iyi ilişkiler. Yeni süreçte Alman politikasında belirgin olan nokta Türkiye'ye yönelik söylemlerin sertleşmeyeceği yönünde.

Geçtiğimiz hafta Alman DW'de yayınlanan bir haberde Almanya Başbakanı Merkel'e yakın kaynaklar, Merkel'in kesinlikle Türkiye ile kriz istemediğini vurguladılar. Almanya'nın Türkiye ilişkilerinde "al ver diplomasisi" öne çıkıyor. Bu ilişkide "daha çok ihtiyaç duyan taraf" ise Almanya. Çünkü Almanya için mülteci anlaşması olmazsa olmaz öneme sahip.

Almanya bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Berlin ziyaretini de bekliyor. 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçim süreçlerinde Erdoğan'a yasaklar uygulayan, Erdoğan'ın Almanya'daki Türklerle buluşmasına engel olan Almanya şimdi Erdoğan'ın ziyaretine odaklandı. Olası ziyaretin sonbaharda gerçekleştirilmesi bekleniyor. Bu ziyaret kapsamında iki ülke dışişleri bakanları başkanlığındaki Stratejik Diyalog Toplantısı'nın gerçekleştirilmesi, Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi'nin (JETCO) bir araya gelmesi ve Türk-Alman Enerji Forumu'nun düzenlenmesi hedefleniyor.

ABD ile AB ticaret savaşında. Bu savaşta AB'nin Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç en az mülteci anlaşması kadar büyük. ABD Başkanı Trump'ın son G7 ile NATO zirvelerinde AB'yi hedef alan söylemleri ve ek vergilerle başlayan ticaret savaşında AB, Türkiye'yi kaybetmek istemiyor.


Türkiye 1995'te imzalanan gümrük birliği anlaşmasını 2015'te Brüksel'e geri götürmüş ve güncellenmesini istemişti. O anlaşmaya göre AB ülkeleri üçüncü ülkelerle ticaret yapabiliyor ama Türkiye yapamıyordu. Eski Türkiye ile imzalanan bir anlaşmaydı ve Yeni Türkiye bunu reddetti. AB 3 yıldır oyalıyor. Ama gelinen noktada ABD ile girdikleri bir ticaret savaşı var. Ve bu savaşta Türkiye ile gümrük birliği anlaşmasını modernize etmek onlar adına akıllıca olacak. Avrupa'daki Türkiye uzmanları, AB'nin böyle bir kriz ortamında G20 üyesi Türkiye'nin yanında olmasını isteyeceğini öngörüyor.


16 Nisan 2017'de referandum sonucu Türkiye sivil anayasaya geçince Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öngören tavsiye niteliğinde bir karar almış ve yeni sistem hayata geçtiğinde ikinci kez bu konuyu gündeme getireceklerini belirtmişti. Şimdi AP'nin o skandal dosyayı yeniden masanın üzerine koyma vakti geldi. Bunun Ekim ya da Kasım ayında olabileceği söyleniyor. Ancak AB'nin içerisinde bulunduğu ortam, ekonomik durum ve göç krizi, Türkiye'ye yönelik müzakereleri durdurma ya da askıya almak gibi somut bir adım atılmasını uzak ihtimal yapıyor.


AB'nin içerisinde bulunduğu ortam, ekonomik durum ve göç krizi, Türkiye'ye yönelik müzakereleri durdurma ya da askıya almak gibi somut bir adım atılmasını uzak ihtimal yapıyor. Daha önce de bu tarz kararlar çıktı ama hepsi tavsiye niteliğinde, bağlayıcı olarak hükümsüzler. AB liderleri de o kararlar sonrasında yaptıkları zirvede Türkiye ile müzakerelerin durdurulma ya da askıya alınması gibi önerileri reddetti. Bunu destekleyen tek ülke Türkiye düşmanlığı ile her zaman bir adım öne çıkan Avusturya oldu.


AB'nin şu an içerisinde bulunduğu mevcut ortam, Türkiye ile ilişkilerde ortak menfaatlerde işbirliğini ve "al ver" diplomasisini vazgeçilmez kılıyor.

ABD Başkanı Trump'ın 2016 seçim sürecinde Rusya ile ilişkileri nedeniyle başı derde girmişti. Trump şimdi Putin'le yeniden görüşecek. Bu arada Rusya ile kriz halindeki AB'nin tepkisi var. Trump bu tepkiye Almanya'nın Rusya ile enerji konusundaki ilişkilerini örnek gösterdi. Yani ABD ile AB arasında bir kriz başlığı da Rusya olacak gibi görünüyor. Türkiye'nin bu bağlamda hem ABD ile hem Rusya ile hem de AB ile ilişkileri devam ediyor.

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2018, 22:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1

seo uzmanı