İSTİKRAR VE UZLAŞININ SİMGESİ: ANGELA MERKEL

Kendi isteğiyle koltuğunu bırakmaya hazırlanan Almanya Şansölyesi Merkel, Doğu Almanya’da sosyalist rejim altında yetişip, Batı’ya liderlik eden güçlü bir siyasetçiydi. Bilim kadını kimliği, liderlik kabiliyetleri ve soğukkanlılığıyla Alman siyasetine uzun yıllar yön vere

İSTİKRAR VE UZLAŞININ SİMGESİ: ANGELA MERKEL

Fatma G. Kabasakallı - Avrupa Birliği’nin en uzun süre iktidarda kalan siyasetçisi unvanına sahip Şansölye Angela Merkel, yakın zamanda, hem de kendi isteğiyle koltuğunu bırakmaya hazırlanıyor. 31 yıllık siyasi kariyeri boyunca zaman zaman çok sert eleştirilen Merkel, bunlara rağmen liderlik yeteneklerine en çok saygı duyulan nadir siyasetçiler arasında yer alıyor. 67 yaşındaki Merkel, 26 Eylül’deki seçim sonrası görevine ve siyasete veda edip, şansölye olarak halefinin omuzlarına zorlu bir sorumluluk ve miras bırakacak gibi görünüyor.Aslında onun hikayesi, Polonya asıllı Alman bir ailede, papaz bir baba ve öğretmen bir annenin kızı olarak 1954’te Batı Almanya’da başlamıştı. Ancak Merkel henüz birkaç haftalıkken, ailesiyle Doğu Almanya’ya taşındı ve burada büyüdü. Çocukluğu Soğuk Savaş atmosferinde şekillenen Merkel’in, özel hayatındakilere ve yakın çevresine karşı bu denli korumacı olması da, geçmişinin bir yansıması olarak görülüyor.Merkel, Leipzig’deki Karl Marx Üniversitesi’nde fizik okuduktan sonra kuantum kimyası üzerine çalışan ve çeşitli araştırmalarıyla dikkat çeken bir bilim kadını oldu. 1977’de fizikçi Ulrich Merkel ile evlendi ve 5 yıl sonra, onu terk etmesine rağmen soyadını taşımayı sürdürdü. 1998’de bu kez kendisi gibi kuantum kimyası üzerinde çalışan Joachim Sauer’le evlendi ve bugüne kadar eşi Sauer, medyanın dikkati dışında kalmayı başardı.‘Benim kız’dan liderliğeMerkel’in soğukkanlı ve temkinli kişiliği, 1989’da Berlin Duvarı yıkıldığı dönemlerde kendisini göstermeye başlamıştı. Nitekim daha sonra o günü anlatan Merkel, tüm bunlar olup biterken günlük ritüellerine devam ettiğini ve her hafta düzenli olarak gittiği saunada bulunduğunu söylemişti.Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra siyasete giren Merkel, birleşmenin ardından gerçekleştirilen ilk seçimlerde meclise de girmiş, Helmut Kohl’ün federal kabinesinde Kadın ve Gençlerden Sorumlu Bakan olmuştu. Merkel 35 yaşında “erkekler kulübüne” dahil olurken, mentoru Kohl’ün de en güvendiği isimler arasında yerini almıştı. Kohl, onu “Benim kız” olarak kabul etmişti bile. Ancak giyimiyle Doğu Alman görünümünü sürdüren sessiz, çalışkan “Bizim kız”, aynı zamanda Kohl’ün karıştığı yolsuzluğa karşı da sesini yükselten tek isim olarak dikkatleri üzerinde topladı. Nitekim muhafazakâr bir gazetenin birinci sayfasından yazdığı makaleyle Kohl’ü istifaya davet eden Merkel artık “kimsenin kızı” değildi.Almanya’da siyasi manevraları çabucak kavrayan ve meydan okumaktan çekinmeyen soğukkanlı, güçlü bir kadın siyasetçi yükseliyordu artık. “The New Yorker”a konuşan Merkel hükümetinden adını vermek istemeyen bir siyasetçi, onu, “tahmin edebildiğim herhangi bir durumda en iyi analizi yapabilen kişi” diye tarif etmişti.Nihayet 2000 yılında CDU’nun genel başkanlığına gelen Merkel, 2005’te de Almanya’nın ilk kadın şansölyesi oldu. Siyasette ona takılan “Mutti” (anne) lakabından da kurtulan Merkel, artık güçlü, dikkatli, dürüst, eleştirilmekten çekinmeyen, istikrar temsili bir lider olarak görülüyordu. ‘Angela Merkel olmak’Merkel’i sallayan ilk büyük olay, 2008’de Avrupa’daki euro kriziydi. Ancak geç eyleme geçtiğine ilişkin eleştirilere rağmen krizi yönetti. Buna karşın, bir yandan nüfuzu bir yandan da sıkı ekonomi politikaları nedeniyle Avrupa’da kendisinden nefret edenler de artmıştı.2011’de Japonya’da yaşanan Fukuşima felaketinin ardından Almanya’da nükleer enerjiye son verme kararı, 2015 yılında ülkesinin kapılarını yüzbinlerce mülteciye açmak bunlardan bazılarıydı. Mülteci kararı, her ne kadar popülaritesine darbe vursa da kimileri Merkel’in bu kararında onun “Demir Perde” döneminde yaşadıklarının etkisi olduğu yorumları yaptı.Öte yandan göçmenlere karşı sıkılaştırıcı politikaları, Merkel’i siyasette yeniden rayına oturturken, Türkiye ile yaptığı göçmen anlaşması da iç siyasette elini güçlendirdi. Ancak kritik kararlar alırken, temkinli davranıp kararlarını son dakikaya bırakması en çok eleştirilen yanlarından biri oldu. Nitekim 2015, halk arasında “gecikme ve kararsızlığı” ifade etmek için “Merkel olmak” fiilinin kullanılmaya başladığı yıl oldu.Merkel ise BBC’nin bir belgesinde bu eleştirilere yönelik, “İnsanlar genellikle beni hızlı hareket etmemekle suçluyor. İşlerin çok uzun sürmesine izin veriyorum diye... Oysa benim için önemli olan, tüm opsiyonları düşünüp taşınmak, tüm senaryoları gözden geçirmek...” ifadelerini kullanmıştı.Merkel dünya liderleri arasında geçmişi, yakınları ve çevresi hakkında çok az şey bilinen, “gizemli” denilebilecek nadir isimlerden biri. Ülkesinin inişli çıkışlı tarihiyle şekillenmiş bir karaktere sahip Merkel, her zaman bireysel özgürlüklerin en büyük savunucusu oldu.Kriz dönemlerinde sadece ülkesi değil tüm dünyada attığı dikkatli ve güçlü adımlarla, Almanya’nın küresel siyasetteki yerini güçlendirdi. Bununla birlikte siyasette uzlaşı yaratma kabiliyetiyle de çoğu kişiyi de kendisine hayran bıraktı. İstikrarı simgeleyen bir şansölye olan Merkel’in halk desteği de yüzde 46’nın altına düşmedi.Türkiye’nin AB üyeliğini hiçbir zaman desteklemeyen ve özel üyelik veya ortaklık teklifinden vazgeçmeyen Merkel, iki ülke arasındaki tüm gerginliklere rağmen Ankara ile diyalogun en büyük destekçisi oldu. Kızlar kulübüSiyasete “Erkekler Kulübü’nde” başlayan Angela Merkel, kendi çevresinde “Kızlar Kulübü” olarak anılan bir çevre oluşturmaktan çekinmedi. Birlikte çalıştığı Kızlar Kulübü üyelerinin de Merkel gibi ketum olduğu ve çok fazla ortada görünmeyi sevmediğini söylemek yanlış olmaz. Sır tutan kapalı bir yakın çevreye sahip Merkel’in Kızlar Kulübü’nde, Şansölye’nin Sözcüsü ve Özel Kalemi Beate Baumann ile “Merkel’in sesi” olarak adlandırılan ekonomist medya danışmanı Eva Christiansen de bulunuyor.Mütevazı büyüdü, mütevazı yaşadı“Forbes” dergisi tarafından 9 yıl boyunca üst üste dünyanın en güçlü kadını seçilen Merkel, mütevazı hayatıyla da dikkat çekti. Korumalarını uzakta tutarak market alışverişlerini kendi yapıyor ve iyi bir aşçı olduğu söyleniyor. Eşiyle yürüyüş yapmayı ve operaya gitmeyi seviyor. Aynı zamanda sıkı bir futbol taraftarı. Giyimi de eleştirildiMerkel giyimiyle de bir kadın olarak tanımlamaların ötesine geçti. Eski kıyafetlerini yıllarca giymekten çekinmediğinden, bu konuda da eleştirilere maruz kaldı. Farklı renklerde “aynı model” ceketleriyle siyasi bir moda ekolü yaratan Merkel, moda ikonu olmak yerine kadın siyasetçi kimliğiyle ön plana çıkmayı yeğledi. Merkel’in rengarenk, üç düğmeli, yuvarlak yaka ceketleri Hamburglu tasarımcı Bettina Schönbach’ın imzasını taşıyor. Merkel 2005’ten beri Schönbach’a sipariş veriyor. Türk kahvesi sevgisi eskilere dayanıyorAngela Merkel’in Bilim Akademisi’nden arkadaşı Michael Schindhelm, “The New Yorker”a 1984’te Merkel’le aynı ofisi paylaştığını anlatırken, onun pişirdiği Türk kahvesi eşliğinde yaptıkları sohbetlerle yakın arkadaş olduklarını söyledi. Öte yandan Merkel’in döneri çok sevdiğini, Almanya’da yaygın olduğu şekliyle soslar eşliğinde değil Türk usulü yemeyi tercih ettiğini de söyleyelim. Zira Şansölye olmadan önce haftada bir döner yemeye, Berlin’de bir dönerci dükkanına gidermiş. Dünya siyasetine yön verdi direksiyonda başarılı olamadı!Angela Merkel, Alman siyasetine yön verse de, kendi deyimiyle “kötü bir sürücü”ydü. Nitekim bir söyleşisinde ehliyetini ancak 26 yaşında alabildiğini kaydeden Merkel, 38 ders sonrasında bile teste girecek kapasiteye gelemediğini itiraf etmişti. Merkel, bunun üzerine bir arkadaşının tavsiyesiyle çareyi sürüş eğitmenine “ipuçları karşılığında bahşiş vermekte” bulunduğunu ve ardından hemen ehliyetine kavuştuğunu söylemişti.‘Güç elması’ duruşuAngela Merkel’in dünya siyasetine bıraktığı bir diğer iz de vücut dili. Tam karnının üstünde sık sık iki elinin parmaklarını birleştirmesi ve dörtgen yapması sebebiyle, söz konusu el işareti siyasi literatüre “Merkel Elması” olarak girdi. Vücut dili uzmanları ise bu duruşa ‘Güç Elması’ denildiğini ve kişinin enerjisini karşısındakine yönelterek onun duygularını kontrol etmesi anlamına geldiğini ifade ediyor. Bir dergiye verdiği röportajda Merkel’e bu işaretin anlamı sorulduğundaysa, “Elleri başka nereye koyacaksınız ki? Bu işaret biraz da simetriye duyduğum sevgiyi sergiliyor” yanıtını vermişti.

Kaynak: MILLIYET.COM.TR

Güncelleme Tarihi: 19 Eylül 2021, 08:36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1