MAHMUT ÖVÜR - DEMİRTAŞ SOL PARTİ KURUYOR

Dijitalleşme, sadece sosyal ilişkileri, ekonomiyi değil, siyaseti de derinden sarsıyor. Yeni siyaset arayışı bütün dünyanın gündeminde... Ama henüz dijitalleşen topluma öncülük edecek yeni bir siyaset formu bulunmuş değil. Bu yüzden klasik partilerde derin sancılar yaşanıyor.

MAHMUT ÖVÜR - DEMİRTAŞ SOL PARTİ KURUYOR

Dijitalleşme, sadece sosyal ilişkileri, ekonomiyi değil, siyaseti de derinden sarsıyor. Yeni siyaset arayışı bütün dünyanın gündeminde... Ama henüz dijitalleşen topluma öncülük edecek yeni bir siyaset formu bulunmuş değil. Bu yüzden klasik partilerde derin sancılar yaşanıyor. Hele Türkiye'de bu çok daha derin yaşanıyor. Bunun önemli bir nedeni de Türkiye'de muhalefetin siyaset üretememesi. Muhalefetteki bu boşluk, siyaset dışı kalan eski yeni bütün siyasi aktörlerin iştihanı kabartıyor.
Buna yeni sistemin getirdiği yüzde 50 artı 1'lik durum da eklenince en küçük parti bile "kilit" parti pozisyonuna gelebiliyor, hiç hesaba katılmayacak siyasi aktörler de "bilge adam" olabiliyor. Bu iştah kabartıcı durum sonucudur ki, AK Parti'den iki yeni parti çıktı.
MHP zaten yakın zamanda bölünmüştü. CHP ise bugünlerde yeni ayrılıkların eşiğinde. Muharrem İnce partileşmese bile parti gibi "Memleket Hareketi" ile yollarda.
Mustafa Sarıgül hazır bekliyor, yakında Türkiye Değişim Partisi'yle arenaya çıkar. Yılmaz Ateş, Onur Öymen, Mehmet Sevigen, Altınok Öz ve İsmail Ünal gibi çok sayıda eski Baykalcı ise "yeni bir yol" arayışı içinde.
Bütün bunlar özellikle muhalefet partilerinin içinin kaynadığını gösteriyor. Peki, onlar kaynarken, Meclis'te grubu bulunan ve ittifak tartışmalarının en kritik partisi HDP'de hiçbir şeyin olmaması mümkün mü?

HDP'nin içi de kaynıyor
Değil tabi, oradaki kaynamanın derecesi çok daha yüksek... HDP içinde kırılma ihtimali yüksek bir değil birden fazla fay hattı var. Müthiş bir enerji birikmiş durumda.
Bir yanda Kandil-Öcalan, Öcalan- Selahattin Demirtaş diğer yanda Irak Kürdistan Demokrat Parti (KDP) ile PKK gerilimi sürüyor. Öte yanda ise PKK'nın bir ABD aparatı olarak bölgede görev alması başlı başına derin bir tartışma konusu.
Bütün bunlar doğal olarak HDP içine de yansıyor. Ama sadece bunlar değil, HDP içinde bu gerilimlere paralel konuşulan iki gerilim alanı daha var. İlki toplumda hiçbir karşılığı olmayan Türk solu aktörlerinin milletvekili ve yönetici olmaları, ikincisi de yine bununla bağlantılı Edirne Cezaevi'nde mukim Selahattin Demirtaş'ın son dönemde sık sık siyasi mesajlar vermesi.
Demirtaş'ın özellikle "güçlendirilmiş parlamenter" sistem gibi Kürt siyasi kadrolarının öncelikleri arasında olmayan bir konuda canhıraş çalışması, sol medya ve sol partilere yakın durması yeni bir parti hazırlığının işareti olarak yorumlanıyor.
HDP'li Kürt siyasi aktörlere göre, Demirtaş'ın en önemli siyasi hedefi, Erdoğan karşıtlığı. Bir HDP'li şöyle diyor:
"Demirtaş hala 'Seni başkan yaptırmayacağız' ruh hali içinde. Şöyle bir noktaya gelmiş, 'Erdoğan gitsin de ne olursa olsun.' Tıpkı CHP, sol liberaller ve FETÖ gibi. Bu düşünce nedeniyle Demirtaş'ın Türk soluyla birlikte yeni bir parti kurması ihtimali var. Kurulursa kimse şaşırmasın. Bu çıkışıyla İmralı'nın seslendirdiği 'üçüncü yol' önerisine de karşı çıkmış oluyor. O bu çıkışıyla büyük kentlerden oy alabilir ama Kürtlerden ve özellikle bölgeden alamaz."
HDP'de içinde derin fay hatları var ama o fay hatlarından biri kırılsa bile hiçbiri "silahları susturacak" ve siyaseti öne alacak kadar sivil enerjiye sahip değil. O enerji sadece Diyarbakır Anaları'nda var ama ne yazık ki onu da görecek feraset sahibi siyasi aktör yok.

Kaynak: SABAH.COM.TR

Güncelleme Tarihi: 06 Eylül 2020, 10:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1

SEO Uzmanı
Sprey Nozul