BORSA SAVAŞLARINDA AB’NİN YENİ SİLAHI

Avrupa’nın yeni start-up şirketleri, Avrupa Birliği’ne (AB) yeni halka arzları çekebilmek için yeni bir fırsat sunuyor.

BORSA SAVAŞLARINDA AB’NİN YENİ SİLAHI

Dünyanın en eski borsası yeni bir fırsatla karşı karşıya. Amsterdam İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla yaşanan karmaşanın kazananı oldu. Londra ise Avrupa sermaye piyasalarının en uğrak noktası olma ünvanını Amsterdam’a kaptırdı. Euronext Amsterdam aynı zamanda İngilizce dilini kullanarak da daha kapsamlı bir likiditeye ulaştı. Bununla birlikte özel amaçlı satın alım şirketleri (SPAC) gibi inovasyonlara açık olması da fayda sağladı. Bu yıl Amsterdam halka arzlardan sağlanan para konusunda yeni bir zirveye ulaştı. Bioteknoloji şirketi Benevolent AI de halka arzını burada gerçekleştirmeyi planlıyor.

Şirket Londra merkezli olsa da halka arzını Amsterdam’da gerçekleştirecek ve bu halka arz Avrupa’nın en büyük SPAC birleşmesi olacak. Elbette Londra da savaşmaya devam ediyor. Londra’da gerçekleşen halka arzlar halen daha yüksek. Shell yakın zamanda ikili halka arzının Hollanda ayağını iptal etti ve tüm hisselerini Londra’ya taşıma kararı aldı. Tüm bu dramanın içerisinde, Amsterdam ve Londra arasındaki bu rekabette asıl nokta gözden kaçıyor. Gerçek aksiyon giderek daha farklı alanlara kayıyor. Financial Times’ın haberine göre bir bütün olarak Avrupa, hisse işlemlerinde, kurumsal tahvil ihracında ve diğer sermaye piyasası alanlarında ABD, Çin ve Hong Kong’un gerisinde kalıyor.

ABD borsalarında 2021 yılında toplamda 954 halka arz gerçekleşti. Avrupa Birliği ve İngiltere’nin ulaştığı toplam halka arz sayısı ise 389. Asya Pasifik ve ABD şirketlerinin kendi bölgelerinde listelenen hisseleri toplam küresel piyasalardaki payını ve değerini artırırken, Avrupa şirketleri (İngiltere ve İsviçre de dahil olmak üzere) toplamın %30’undan, %17’ye geriledi.

New Financial Direktörü William Wright, “uzun vadeli trendler oldukça korkutucu” dedi. Devamında, “ABD ve Asya piyasalarının çok daha canlı bir ekonomik arka planı var” ifadesini kullandı. Avrupa’da start-up şirketleri az sayıda olmasa da, küresel yatırımcılar genellikle bu şirketlerin gelirlerini, diğer bölgelerdeki rakiplerine göre küçümsüyor. Bunun nedeni ise Avrupa’nın ekonomilerinin daha yavaş büyümesi ve ulusal sınırların şirketlerin büyümesini zorlaştırması. Ancak şimdi Avrupa Birliği’nin bu düzeni değiştirmek için bir fırsatı var ve bu fırsatı kaçırmanın bedeli ağır olacak.

Bu yılın ilk 9 ayında Avrupa’nın start-up şirketleri küresel girişim sermayesi fonlarının %19’unu çekmeyi başardı. Bu rakam 2020 yılında %13 seviyesindeydi. Avrupa aynı zamanda diğer bölgelerle karşılaştırıldığında da çekici görünüyor. borsagundem.com'un derlediği bilgilere göre Çin hükümeti yabancı yatırımcıları ve teknoloji gruplarını baskı altında bırakırken, birçok ABD şirketinin değerlemesinin oldukça yüksek olması balon endişeleri yaratıyor. Aynı zamanda Avrupa Birliği ve İngiltere’nin fintek ve bioteknoloji gibi alanlarda giderek artan başarısı da yatırımcıların dikkatini çekiyor.

Bu yıl girişim sermayesinin büyük bir çoğunluğu ileri aşama fonlarından oluştu. Fonlar ise bu yıl üç katın üzerinde artarak 60 milyar dolara yükseldi. Bu durum ise bu fonları alan şirketlerin yakın zamanda halka arzlarını planlayacak olmalarını gösteriyor. Geçmişte en güçlü gruplar derin bir yatırımcı havuzu ve daha aktif işlemler nedeniyle ABD borsalarına yöneliyordu. Geçtiğimiz beş yılda 60 Avrupa Birliği ve İngiltere şirketi ABD’de halka arzını gerçekleştirdi. Ancak AB ve İngiltere’de halka arzını gerçekleştiren ABD şirketi sayısı 16 oldu. İngiltere’nin politika yapıcıları, ülkeyi daha çekici bir hale getirmek için çabalıyor.

Finansal Yürütme Otoritesi (FCA) ağustos ayında SPAC kurallarını değiştirdi ve geçtiğimiz hafta girişimci şirketlerini çekme amacıyla halka arz kurallarında kapsamlı bir değişikliğe gitti. Piyasaların ‘premium’ alanında halka arzını gerçekleştirmeyi seçen şirketlerin, daha fazla oy hakkıyla hisse sahibi olmalarına imkan tanınacak. Aynı zamanda halka arz için hisse sınırı da %25’ten %10’a indirildi. Avrupa Birliği’nin boyutu da doğal avantajlar sağlıyor.

Brüksel uzun yıllardır finansal hizmetlerde sınırlar arası bir pazardan bahsediyor.

Bu tür bir sermaye piyasaları birleşimi, şirketlerin kendi ülkelerinde yatırım almasını kolaylaştırabilir. Brüksel yakın zamanda 400’ün üzerinde işlem platformunu bir araya getirmek için ‘canlı’ veritabanlarının oluşturulmasını önerdi. Almanya’da yeni göreve başlayacak hükümetin heyecanı ise bu planları destekledi. McKinsey Global Insitute’tan Jan Mischke, “Avrupa’nın sınırları dahilindeki şirketlerin daha hızlı büyümesine imkan tanıması gerekiyor. Denetim, vergi, kurallar ve düzenlemelerin 27 ülkede uyumlu hale gelmesi zaman alacak” dedi.

Kaynak: HABER7.COM

Güncelleme Tarihi: 08 Aralık 2021, 16:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1