PROF. DR. ATAMAN: DÜŞÜK FAİZİN AMACI EKONOMİK CANLANMADIR

Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 8.25’te sabit bırakırken, yeni veri ve haberlere bağlı olarak duruşunu değiştirebileceğini söylediğine dikkat çeken İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman, 'Merkez Bankası koşullara bağl

PROF. DR. ATAMAN: DÜŞÜK FAİZİN AMACI EKONOMİK CANLANMADIR
Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 8.25’te sabit bırakırken, yeni veri ve haberlere bağlı olarak duruşunu değiştirebileceğini söylediğine dikkat çeken İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman, "Merkez Bankası koşullara bağlı bir esnekliğe işaret etti. Düşük faiz politikasından beklenen, ekonomik canlanmadır" dedi. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 8.25’te sabit bırakma kararını değerlendiren Altınbaş Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman, düşük faiz politikasından beklenenin ekonomik canlanma olduğuna dikkat çekti. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edeceğini, her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceğini vurguladığına dikkat çeken Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman, “Buradan Merkez Bankası’nın geleceğe dönük olarak koşullara bağlı bir esnekliğe işaret ettiği yorumu yapılabilir” diye konuştu.

ENFLASYONDA PANDEMİ ETKİSİNE VURGU

Merkez Bankası’nın enflasyon göstergelerinde yükselişe de vurgu yaptığına dikkat çeken Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman şunları söyledi:

“Türkiye’de enflasyon ile faiz oranı arasındaki makasın açılması ekonomik dengeleri olumsuz etkilemektedir. Ancak Para Politikası Kurulu, enflasyonist sürecin salgınla bağlantılı olduğu ve normalleşeme süreciyle birlikte ortadan kalkacağını vurgulamaktadır. Bu çerçevede likidite yönetimi kapsamında atılan sıkılaştırma adımlarının, makro finansal istikrarı destekleyeceği değerlendirilmektedir. Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığına vurgu yaparak faiz oranını sabit tutmanın gerekçesini para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesine bağlamıştır.”

Faizin yüzde 8.25’de sabit kalmasının dolarda artış beklentisi yaratabileceğini belirten Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman, “Çünkü enflasyon oranının faiz oranından daha yüksek olması reel geliri düşürecektir. Bu da tasarrufun en azından paranın değerini koruyacak olan dolar ve altına yönelmesine neden olacaktır. Sonuç olarak hane halkı tasarrufunu dövizde değerlendirmeye devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.

ÖRTÜLÜ FAİZ ARTIRIMI

Hane halkının altın ve dövize yatırımı sürdürmesinin Merkez Bankası’nı “örtülü faiz artışına” götürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman şöyle devam etti:

“Merkez Bankası TL’nin değerini korumak için açık piyasa işlemleri ile piyasadaki TL miktarını azaltmak ister. Bunun için bankalara kullandırdığı likiditeye yüksek faiz uygular. Örtülü faiz artışı olarak değerlendirilen bu durum piyasadaki enflasyon faiz oranı dengesini bir şekilde sağlamaya yöneliktir. Politika faizi 8.25 iken gecelik faizler 9.75’te oluşmaktadır. Böylece Merkez Bankası TL’nin dolar ve diğer yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybını frenlemeyi amaçlamaktadır. Siyaseten artmayan faiz oranı örtülü bir biçimde piyasayı dengelemek üzere devreye girmektedir.”

Makroekonomik istikrar için enflasyon-işsizlik-ekonomik büyüme-cari açık gibi göstergelere ve bunlar arasındaki ilişkilere de bakmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Berrin Ceylan-Ataman, “Bu çerçevede faizde bir değişme olmadığına göre maliye politikalarına daha fazla başvurulacağı söylenebilir” dedi.

Kaynak: DHA

Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2020, 18:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1

SEO Uzmanı
Sprey Nozul