YUNUS EMRE DİVANI’NDA NEFSANİYET VE ASTROLOJİ

Tasavvufi Türk edebiyatının büyük isimlerinden Yunus Emre’nin mısraları sıklıkla insanı, bu dünyayı, nefsi, Hakk’ı, Allah aşkını ve ötesini anlatır. Öyle ki, mısraların arasında yaratıcı ile yarattıkları arasındaki görünmez ama bilinen yolları kendi nasiplendikleriy

YUNUS EMRE DİVANI’NDA NEFSANİYET VE ASTROLOJİ

Miskin Yunus’un nefsi dört tabiat içinde, Işkıla can sırrına pinhan varasum gelür.[1]

Miskin Yunus’un nefsi dört unsurdan yaratılmıştır. Aşk ile can sırrına gizlice varmak isterim.Yunus Emre’nin yukarıdaki mısralarının, nefsaniyetin dört temel unsuru olarak bahsettikleri; toprak, hava, su ve ateştir. Varlık âlemi bu dört elementten oluşur, bu öğeler insanın karakterinin oluşmasında da önemlidir. Dünyevi olanı oluşturan bu dört element, insanı var ederken, sınırlayan ve cezbedendir de... Dolayısıyla elementlerin yüklendikleri nefsani özellikler vardır. “Elementler teorisi, astroloji sisteminin ve sembolizminin temel dayanak noktalarından bir tanesidir. Elementler teorisine göre, maddesel âlemde varoluş, bu dört elementle gerçekleşmektedir. Bu âlemdeki tüm varlıklar da bu dört elementten; ateş, toprak, hava ve sudan meydana gelmiştir. Enerjinin büründüğü dört hal gibidir. Her varlık, dört elementi bünyesinde farklı oranlarda taşımaktadır.”[2]

Elementlerin kişisel haritalarda farklı oranlardaki dağılımlarının, bireylerin karakteristik özellikleri üzerinde önemli tesirleri vardır. Özellikle belirli bir element yoğunluğu olanlar bu özellikleri daha yoğun şekilde barındırıp, dışarıya da yansıtabilirler. Özellikle bir elementin yoğunluğunda mizaçlardan aşağıdaki bazılarını getirebilir ki nefsaniyet anlamında kişi için dünya deneyiminde zorlayıcı olabilirler:

Ateş elementi fazlalığı: hırs, baskı, egoizm, aşırıcılık, bencillik

Toprak elementi fazlalığı: tutuculuk, madde dünyasına bağlılık, eleştirel olmak, ruhaniyete uzak olmak

Su elementi fazlalığı: endişe, alınganlık, kırılganlık, mantıktan uzak olmak

Hava elementi fazlalığı: alaycılık, ütopik fikirler, ilişkilerde sınır çizememek. [3]

***

Yunus Emre’nin başka bir mısrası; O sevgiliye erebilmenin yedi yolu vardır, o kapılardan girip o şehirde gezmek isterim. Mısranın açıklaması şöyledir; Allah ile aramızdaki en önemli engel nefsimizdir. Tasavvufta da seyrü süluk olarak aşamalardan geçip ilahi kemâlâta ulaşabilmenin önündeki en önemli engel yine nefistir. Nefsin yedi tabakası vardır ki tasavvuf ehli bu yedi nefsi öldürüp terk etmediği sürece kemâlâta erişemez.[4]

Kozmoloji sistemine göre Güneş ve gezegenlerin oluşturduğu yedi gök katı (felek) vardır. 7 katın/gezegenin bu dünya deneyiminde insanın Allah yolundaki tekâmülüyle ilgili görevleri vardır ve bunlar Yunus Emre’nin kemâlâta erebilmek için aşması gerektiğinden bahsettiği yedi nefsi de anlatırlar. Kuran’ı Kerim’in Fussılet Suresi’nin 12. Ayeti şöyle der: Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti.[5] Burada bahsedilen kendi iş ve oluşu, insanın tekâmülü yolundaki dünya deneyiminde, feleklerin/gezegenlerin görevleridir.

Bu felekler peygamberlerin de katlarıdır ve her feleğin bir gezegeni vardır, esmaları tekâmül yolunda varılması gereken nihai mertebeyle ilgili bizi aydınlatır;

Birinci gök Ay (Kamer) feleğidir, peygamberi Adem’dir, esması: Doğru yolu gösteren.

İkinci gök Merkür (Utarit) feleğidir, peygamberi İsa’dır, esması: Sonsuz ilim ve kavrayış sahibi.

Üçüncü gök Venüs (Zühre) feleğidir, peygamberi Yusuf’tur, esması: Musavvir, şekillendiren.

Dördüncü gök Güneş (Şems) feleğidir, peygamberi İdris’tir, esması: Nur.

Beşinci gök Mars (Behram) feleğidir, peygamberi Harun’dur, esması: Her şeye galip gelen, kahrâr.

Altıncı gök Jüpiter (Bercis) feleğidir, peygamberi Musa’dır, esması: Âlim, her şeyi bilen, öğreten.

Yedinci gök Satürn (Zuhal) feleğidir, peygamberi İbrahim’dir, esması: Rab. [6]

Böylece tekâmül yolundaki yaşam deneyimleriyle ilgili Allah’ın kuluna getirdikleri, kozmik tesirler tanımıyla yedi ana yıldız tarafından burçlar kuşağına, burçlar kuşağındaki bireysel haritalarımızdaki gezegenlerimizin yerleştiği alanlardan da kendi bireysel dünyalarımıza aktarılır ve böylece yaşam deneyimimizde aşmamız gereken nefsaniyet aşamaları olarak karşımıza çıkarlar.

Natal astrolojide (doğum anı haritası) insanın bu dünya deneyimindeki tekâmül yoluyla ilgili fikir edinebileceği işaretler vardır; ay düğümleri, enkarnasyon noktası, karmik göstergeler ve diğerleri... Diğer yandan bu konuyla ilgili önemli bilgileri ezoterik astroloji çalışmalarında bulabiliriz.

Kaynak: POSTA.COM.TR

Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2021, 07:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1