Kehanet

Bu konuda uzun zamandır bir kaç cümle yazmak isterken, bir dostum da sosyal medyada paylaşım yapınca hatırladım ve konuya değinmek istedim. Bildiğiniz gibi Corona virüsü ile birlikte eski kitaplarda var olan bazı alıntılar, metinler ortada dolaşmaya başladı. Polemik olmaması için isimleri burada sıralamayacağım ama yaklaşık bir düzineden fazla film ve kitap var bu konuda.

Sorum şu; İlk okuduğunuzda içinizden hiç "acaba?" ya da "nasıl olabilir?" cümlesi geçti mi?
Sanırım bu sorunun cevabı evettir.

Sorun değil. Zira istenen de bu. Yani inançların derinden sarsılması. Çünkü kendi İslam inancımız ve hatta bilinen kutsal dört büyük kitaba göre; geçmiş ve gelecekten Allah'tan başka kimse bilgi sahibi olamayacağı aşikardır. (Bazı hususlarda peygamberlere bir takım hadiselerin gösterildiği ancak her şeyin insanlara açıklanmadığı konularına girmiyorum, neticede özel konumdaydılar.)

Nostradamus amca, kör Vanga dede kahinlerin... vehayut ağır bir Fransızca ile kaleme alınmış Chalcondyles, L Historie... gibi kehanet olduğu varsayılan kitaplarını, Şamanizm ve okurken içinizi ürpertecek karabüyü Kabbala'nın dibini okudum. Ama hiç birine inanmadım, etkilenmedim ve inanmayacağım da.

Bu kitapları satır satır merakla okuyanların bir çoğu, kendi kutsal kitapları bile okumamışlardır oysa. Kur'an; zamanı gelmeden anlaşılamayacak bazı şeylerin dışında kalan ve özellikle insana uyarı ya da bilinçlendirme konusunda gizli saklı, ya da aman aman sadece şıhların anlayabileceği bir kitap değildir. Çok açık ve net bir şekilde bu konuların nasıl olduğunu anlatmıştır. Merak edenler okuyabilirler ve böylece meselein anlaşılması daha kolaylaşır.

"Eee.. ama doğru çıkıyor" diyen arkadaşlarımız da olacaktır mutlaka. Ama işin aslı o şekilde öngörü ya da astroloji masallardan kaynaklı değil. İlk çıktığından bu yana bu işler en basit haliyle zamane sosyal mühendislik olarak adlandırılırken, bugün neredeyse ciddi anlamda toplumu etkileyecek şekle bürünmüştür.

Bugün siz de üşenmeyin alın elinize kağıt kalem ve 100 tane gelecek öngörüsü yazın. Söz, en az 5-6 tanesini gelecek nesiller "aaa nasıl bildi?" diyecekler." Ama strateji ve öngörü geleceği kesin bilmekten farklı şeyler. Ayrıca bu kişilerin söylediklerinden nedense sadece tutanlar ön plandadır ama hiç tutmayan onlarca sözde kehaneti herkes unutmuştur ki geneline bakınca isabet oranı sadece %5-8 arasındadır.

Eh, hal böyle iken "iki suyu birbirine katıp süt yaptı" diyen, ama rakı kimyasından bihaberlere de bunu burada anlatmak zor. İşin özü şu. Duymak istedikleriniz söyleniyor veya tam tersi kasti olarak bilinçaltı korkularınız besleniyor. Bu da itaat etme ve kabullenmenin ilk anahtarıdır.

Kendimizi kandırmayalım. Gerçek şu ki geçmiş bir yana, hiç kimse geleceği gerçekten bilmek istemez. Çünkü bunu gerçek manada asla kaldıracak bilince sahip değiliz.

"Olsun, ben yine de isterdim" diyenlerden misiniz?

O zaman tekrar sorayım.
Bu mümkün olsaydı eğer, her zaman iyi şeyler görmeyeceğinizi biliyorsunuz değil mi?
Kimin ölümünü görmek canınızı daha az acıtırdı?
Kendi ölümünüz mü, yoksa çok sevdiğiniz birinin mi?
Ya da çok daha kötü toplumsal olayları görmek?

Sonuçta perde kapandığında var olan stabil aklınız da sizden silinmiş olurdu.

Uzun zamana dayalı sindirilemeyen gerçeklik, görece tehlikelidir. İnsanların;
İkiz Kuleler olayında...
1999 depreminde...
Ve şimdi Corona virüsü karşısındaki tehlikenin büyüklüğü konusundaki algı bozuklukları da bu nedenle.

Bilim ve akıl varken;
Bu insanlar da senin benim gibi hiç bir özelliği olmayan birer insan iken,
Kehanet denen şeye mi inanmak istiyorsun?
İnan!
Fala mı inanmak istiyorsun?
İnan!
Ama bunun da sonuçlarını kabul et.

YORUM EKLE

banner16

banner1

seo uzmanı