DESTAN DİZİSİNİN HATIRLATTIĞI İSLAM ÖNCESİ GELENEKLERİMİZ: HALA BİRÇOĞUMUZ UYGULUYORUZ!

Dün yayına giren Destan dizisi, İslam öncesi Türk tarihini anlatıyor. Kadrosunda Ebru Şahin, Edip Tepeli ve Selim Bayraktar gibi oyuncuların yer aldığı dizide halen hayatımızda olan Şaman gelenekler de sergileniyor.

DESTAN DİZİSİNİN HATIRLATTIĞI İSLAM ÖNCESİ GELENEKLERİMİZ: HALA BİRÇOĞUMUZ UYGULUYORUZ!

Destan dizisinde Orta Asya bozkırlarında geçen bir aşk hikayesi anlatılıyor. Dağ Hanlığı ile Gök Hanlığı arasında yaşanan çatışmanın ortasında Akkız ile Batuga'nın imkansız aşkı yaşanıyor. Dağ savaşcısı Akkız'ı Ebru Şahin canlandırırken Batuga'yı Edip Tepeli oynuyor. Dizinin en önemli temalarından biri de eski geleneklerimiz. Halen uyguladığımız bu geleneklerin kökenini Sondakika okuycuları için derledik!

KIRMIZI KURDELE

Yeni çocuk doğurmuş kadınların baş ucuna konan kırmızı kurdeleler, hatta ve hatta Alevi kültüründe var olan yeni ölmüş birinin mezarının baş ucuna konulan kırmızı kurdeleler. Bunların hepsi şaman döneminden kalan bir inançla ilgili..

Gök Tanrı inancında Türkler inanıyorlardı ki kırmızı kurdele lohusa anneyi, yeni doğmuş çocuğu, yeni ölmüş kişiyi kötü ruhlardan korurdu. Mesela yeni doğmuş bebeklerin ölümüne sebep olan 'Albız' adlı bir kötü ruh vardır. Aynı şekilde yeni doğmuş çocukları koruyan 'Umay' adlı bir iyi tanrıça da vardır. Çocuğun sağlığı için kırmızı kurdeleler bağlar ve Umay'a dua ederlerdi. Sünnet çocuklarına verilen kırmızı kurdelenin de bu inancın İslam ile bağdaşmasından ileri geldiği düşünülmektedir.

DİLEK TUTMAK

Bez bağlamak, adak adamak, çeşitli ritüelleri eşliğinde çeşitli malzemeler kullanarak iyi ruhların, tabiat ruhlarının dikkatini çekerek dilekte bulunmak da Eski Türklerin bozkır yaşantısında en yaygın olan dini ritüelleri arasındaydı. Özellikle kurban, hayvancılıkla geçinen Eski Türklerde çok yaygın bir adaktı.

Bugün bile türbelere gidip çeşitli eşyalar bırakarak dileklerde bulunan, Evliyalardan medet uman kişiler, Anadolu'da kendilerine adanmış olan o şamanlıktan kalan adetlerin izini taşımaktadır.

AĞAÇLARA BEZ BAĞLAMAK

Eski Türklerin inancı doğa odaklıydı, doğa Türklerce kutsaldı. Doğada iyi ve kötü ruhlar barınırdı. Ağaçların, dağların, nehir ve ovaların birer ruhu vardı ve buralardan faydalanacaksanız bu ruhlarla iyi geçinmeniz gerekliydi. Hele ki ağaç; Eski Türk kültürünün vazgeçilmez ögelerinden ve figürlerinden biridir. Ağaçlara bez, çaput bağlayarak çeşitli dileklerde bulunmak da ta o zamanlardan kalıp Anadolu'ya gelen geleneklerden biridir.

UĞURSUZ SAYILAN KÖPEK ULUMASI

Köpeğin gece vakti ulumak gibi biraz ürkütücü bir ses çıkartması Eski Türklerce korkunç olarak kabul edilmiş olacak ki, bir köpeğin uluması kesinlikle uğursuzluk getiren bir şeydir. Kendilerine en sadık koruyucu olan köpekler aynı zamanda insanın algılayamadığı kötü ruhları da algılayabilmekte ve bunu uluyarak göstermektelerdir.

Bugün bile Anadolu'da hatta İstanbul'da pek çok kişi 'Köpeğin ulumasının cin görmüş olduğu' anlamına geldiği batıl inancını herkes bilir.

SU İÇERKEN KAFANIN TUTULMASI

Genelde dindar insanlara mal edilen bu adet; Orta Asya döneminde de görülen bir şeydir. Türklerin tabiat inancına göre su içen insan savunmasız bir durumda olduğu için, su içmekte olan bir insana kötü ruhlar tesir ederek aklını kaçırmasına sebep olabilir.

MEZARLARDAKİ SU BÖLMELERİ

Mezarlara konulan su bölmesi; köken olarak ruhun hala bazı fiziksel aktiviteler gösterdiği inancına dayanmaktadır. Tengricilik inancı bize der ki, mezarın yanında olan bir miktar su, o kişinin ruhunun susadığı zaman o suyu içmesini sağlayacaktır. Bu da ruhun huzuru için çok önemlidir. Aynı zamanda bu bölmelerden su içen kuşlar; Eski Türk inancına göre şamanların seyahat edebildiği hayvanlardır.

NAZAR İNANCI

Nazar inancı da Eski Türklerin bazı kişilerin taşıdığına inandığı negatif enerji, kötü his, kem göz gibi özelliklerden korunduğuna inanmaları amacıyla var olan bir gelenektir. Bir göze benzeyen nazar boncuğu, bu negatif enerjiyi siz etkilenmeden soğuran bir güç kalkanıdır bir nevi...

YOLCUYU SU DÖKEREK UĞURLAMA

Eski Türklerin Tengri inancı gereği su en kutsal maddelerden biriydi.. Su, kötülükleri günahları, negatifliği temizleyen, belalardan koruyan şeydir. Su; usulca akar, yol almaya devam eder. Bulduğu her boşluğa usul usul girerek cömertçe her yeri temizler.. İşte atalarımız da bu yüzden; uzun yola giden kişilere 'su gibi git, su gibi gel, kazalardan belalardan uzak ol' diye bir inançla gidenin arkasından su dökme geleneğini geliştirmişler.

KURŞUN DÖKMEK

Kurşun dökme adeti de şamanizm geleneklerindendir. Şamanizm'de buna 'kut dökme' denir. Kötü ruhlardan birinin çaldığı kutuyu 'talih, saadet unsurunu' geri döndürmek için yapılan bir sihri ayindir.

Destan dizisinin hatırlattığı İslam öncesi geleneklerimiz: Hala birçoğumuz uyguluyoruz!

Kaynak: SONDAKIKA.COM

Güncelleme Tarihi: 24 Kasım 2021, 09:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1