NEDEN SEVGİLİ OLUYORUZ Kİ?

Günümüz hayat şartları oldukça zor. Zengin çok zengin, fakir çok fakir, Orta hallilerse faturalarını ödeyip,kiralarını verip,karnını da doyurabildiyseşükür ediyor.

Hayat şartlarının yanında, insanlarda çok zor. Yüzde 95'i bencil, sinirli, tokatçı, merhametsiz, mutsuz ve mutsuzlukla beslenen cinsten.Hayat şartları mı biz

insanları bu kadar kötü yaptı, yoksa hep kötüydük de büyüdükçe mi farkeder olduk bunu, bilinmez.. Bu kaosun içerisinde bir soru sormak istiyorum hepimize,

bunca zorluğun, problemin, dost kazıklarının içerisinde boğulurken neden ilişki yaşarız, hatta neden evleniriz? Bir ilişkiyi resmi veya gayrıresmi yaşarken,

sevgimizin yanına; güvenimizi, sadakatimizi, anlayışımızı, sabrımızı,çıkarsız emeğimizi ve saygımızı da ekleyemiyorsak, bir de üzerine, sevgimize; kıskançlık,

zorbalık, anlayışsızlık, güvensizlik gibi negatif hisleri dahil ediyorsak niçin ilişki yaşıyoruz? İki insan bir araya geldiğinde anlaşamıyorsa arkadaş bile olmazken,

neden aynı evin içine girer ki? Mutsuz olduğu yerde, "ama seviyorum..." gibi "sevgiyi ayaklar altına alan" bir düşünceyle neden kalır ki?

Zaten hayatlarımız yeterince zor, neden bunu birlikte kolaylaştırabilme ihtimalleri varken, daha da zorlaştırırlar? Sevgi çok yüce bir duygu, saygıyla beslenir,

emekle büyür, güvenle olgunlaşır, aynı çocuklarımız gibi... "Nereye gittin? Neden telefonu açmadın? Ne giydin? Kimle görüştün? Neden almadın? Neden

yapmadın? Ben sana o'nunla görüşme demedim mi? ..." vs.. Bir sürü gereksiz, kendine güvensiz soru, sual ve sonrası trip, kaos, ayrılık, barışma, yine aynı

şeyleri yaşama... derken ben yazarken yoruldum bir de bunları birbirinize yaşatıyorsunuz. Nereden buluyorsunuz bu enerjiyi, bu kadar gereksiz seyleri problem

haline getirip üzerine saatlerce tartışacak kafayı?

Yapmayın! Kendinize de bunu yapmayın, karşınızdakine de.. Bırakın ne istiyorsa giysin, kiminle görüşmek istiyorsa görüşsün, siz doğru durduktan sonra karşı

taraf yanlış bile yapsa o sizin değil, onun problemi oluyor. Anne - babalarınıza bile "ben artık büyüdüm.." diye hesap vermeyi bırakan siz, hayatınızdaki insanı

sorgulama,denetleme, hatta değiştirme hakkını nasıl buluyorsunuz  kendinizde? Onu eteğiyle, sakalıyla, arkadaşlarıyla, yaşam tarzıyla beğeniyor ve hayatınıza

alıyorsunuz sonra değiştirmeye çalışıyorsunuz, ve sonuç hep mutsuzluk, hiç sekmez! Bana çok fazla insan yazıyor instagramda, insanız ya cevap veriyorum.

Sonra diyor ki klasik "enişte kızmasın?" yahu ben Murat Boz'la yazışsam bile enişte kızmaz, sen kendini nerede görüyor ne zannediyorsun ki? Eniştenin kendisine

de bana da, saygısı ve güveni tam, birbirimizi şüpheye düşürmüyoruz, bunu karşılıklı yapıyoruz. Sonra biri soruyor "bu kadar açık giyinmene enişte birşey demiyor

mu?" Enişte beni cami avlusunda bulmadı, beni hayatına almak isterken benim kıçımda gene aynı şort vardı, şimdi de aynı şort var, değişen ne? Sonra da diyor ki

biri çıkıp "nasıl güzel bir ilişkiniz var,birbirinizi hiç yormuyorsunuz.. " Evet, çünkü hayat bu kadar zorken bir de biz birbirimizin hayatını zorlaştırsaydık ve

birbirimizi yorsaydık bu ilişki güzel olmayacaktı, biz mutsuz edip birbirimizi, birbirimizin senelerini çalıp birbirimizin hayatından çıkacaktık.

Bırakın bu ucuz düşünceleri, yalvarırım! Karşınızdakinden önce kendinizi sevmeyi, kendinize güvenmeyi ve kendinize saygı duymayı başarın,bakın sonra işlerin

rengi ve sonu nasıl değişiyor ve ne kadar huzurlu, besleyici, mutlu bir ilişki yaşıyorsunuz.Bunu yapın ve sonra bana da dua edin, Allah evladımdan yana da

güldürsün yüzümü :)

Hayat yeterince zor, birde siz zorlaştırmayın hayatı.. Saygıyla başlayın, sevgiyle kalın, hoş'ça kalın...
                                                                                                                                                                                                  Selin SELBAŞI

YORUM EKLE

banner16

banner1

SEO Uzmanı
Sprey Nozul