FORMULA 1 – FERRARİ’NİN 2022’DEKİ ZOR SEÇİMİ

Formula 1 camiasının en önemli isimlerinden Fırat Keskin, Formula 1 – Ferrari’nin 2022’deki Zor Seçimi yazısıyla karşınızda.

FORMULA 1 – FERRARİ’NİN 2022’DEKİ ZOR SEÇİMİ

Ferrari, motor sporlarının en ikonik markasıdır. Enzo Ferrari’nin, “Biz yarışabilmek için araba satarız.” felsefesi markanın motor sporlarına bağlılığını ortaya koymak için yeterlidir. Elbette firmanın FIAT’ın kontrolüne geçmesinden ve Enzo’nun vefatından sonra bu felsefeden kısmen kopulduğu da bir gerçek. Ticarette romantizme çok fazla yer yoktur.

Buna rağmen, doğruyu söylemek gerekirse Ferrari olmadan düzenlenen bir Formula 1 yarış serisi, mevcut ilgiye ve izlenme oranlarına yaklaşamaz bile. Bunu Bernie Ecclestone da son derece güzel bir şekilde dile getirmiştir. Ecclestone, “Kural değişimlerini takımlara kabul ettirmekte zorlandığım zamanlar oldu. Böyle zamanlarda Ferrari’yi yanıma çekmem yeterli olurdu. Diğer takımlar mecburen uyardı.” diyerek durumu özetlemiştir.

Formula 1’de kural değişimlerini veto etme hakkının bir tek Ferrari’de olması markaya farklı bir avantaj ve ağırlık katmaktadır. Markanın Formula 1’deki bu ağırlığının zaman zaman diğer takımlarda haksız rekabet hissi yarattığı da bir gerçek. Adrian Newey, John Barnard, Ross Brawn, Mario Illien gibi isimler hem basına verdikleri demeçlerde hem de anılarında bunu sıklıkla dile getirmişlerdir. Özellikle Adrian Newey gerçekleştirdiği pek çok inovasyonun Ferrari tarafından FIA eliyle yasaklatılmasından duyduğu hayal kırıklığını kitabının pek çok yerinde dile getirmiştir.

Markanın ağırlığını sadece sporun kendisi değil, takımın kendisi de zaman zaman yaşamaktadır. Başarısızlık durumlarında ödenecek bedel genellikle koltuğun kaybedilmesidir. Bu nedenle, bu sene biraz daha az olsa da başarısızlık anlarında basında takım çalışanlarının birbirini suçladığı pek çok demeç görebiliriz.

Markanın ağırlığının getirdiği baskıyı yaşayan diğer unsurlar da pilotlardır. Geliştirme ve üretimdeki, kısaca fabrikadaki çalışmaların sonuçlarını somutlaştıracak kişiler pilotlardır. Bu nedenle de ağır bir yük altındadırlar. Bu her takım için böyledir ama söz konusu Ferrari olunca baskı artar. Tüm bu baskının üzerine güçlü takım arkadaşı da eklenince pilotların stresleri daha da artar. Bir pilotun en büyük rakibi takım arkadaşıdır. Bu gerçek, aynı takımda iki güçlü pilotun yönetilmesini zorlaştırır. Takım zayıf performans gösterirken sürtüşmeler çok açığa çıkmamakla birlikte, takım iddialı konuma gelince işler değişir. Şampiyonluğun kokusunu alan takım arkadaşları arasında pist üzeri ve takım içi sorunlar baş gösterir.

Takım yöneticilerinin pek çok tercih yapmaları gerekir. Özellikle belli bir noktadan sonra tek bir pilotu desteklemek zorunda kalırlar. Bu da doğal bir durumdur. Ama söz konusu Ferrari olunca işlerin biraz daha karmaşık olacağını, basının her konuya biraz daha fazla odaklanacağı da bir gerçektir.

Ferrari’nin pilot geleneği

Ferrari’de özellikle 90’ların ikinci yarısından itibaren bir gelenek yerleşti diyebiliriz. Güçlü bir pilotu destekleyen ikinci bir pilot. Bu yapı, bence idealdir.

Leclerc müthiş bir tek tur pilotu, hatta belki de bu anlamda gridin en iyisi. Geçtiğimiz sezon ve bu sezonun başında tek turlardaki başarısı kısmen arabasını tek tura odaklı ayarlamasından kaynaklanıyordu. Sonradan bu felsefesini değiştirdi ve yarışa daha çok odaklanmaya başladı. Çünkü puanlar pazar günü veriliyor. Ama yarışa odaklanmasına rağmen sıralamalarda yine de takım arkadaşından hızlı olduğunu gördük. Leclerc’in öğrenme eğrisi çok dik, yani çok hızlı öğreniyor. Hemen üçüncü sezonunda dengeli riskler almayı, yarışa odaklanıp yarışta hızlı olmayı, rakiplerine saygı göstermesi gerektiğini süratle öğrendi. Bunun nedeni, yeteneğinin yanı sıra alt serilerde de yarışmış ve şampiyonluk mücadelesi vermiş olması.

Sainz ise daha çok yarış odaklı bir pilot. Bunu Leclerc, “Sainz’ın yarışa yaklaşımından çok şey öğrendim.” diyerek de açık yüreklilikle ifade etti. Sainz, aracını sıralamalardan ziyade yarışı düşünerek, yani lastik kullanımı odaklı ayarlamaya çalışıyor. Bunun karşılığını da henüz ilk sezonunda Leclerc’den fazla puan toplayarak aldı. Leclerc’in bazı yarışlarda kendisiyle ilgili olmayan durumlardaki şanssızlıklarını gözden kaçırmıyorum. Macaristan gibi. Ama yine de Sainz’ın yepyeni bir ortamda, yepyeni mühendislerle, yepyeni iş akışlarıyla ve her şeyden önemlisi yepyeni bir arabayla başardıkları çok önemli. Sürüş stilini kısa sürede yepyeni bir arabaya uyarlaması, onun uyum sağlama konusunda iyi olduğunu gösteriyor. Bu özelliği, yepyeni bir jenerasyon olan 2022 arabalarında da kendisine avantaj sağlayabilir. Sosyal medyada yazmaya başladığım 2019 sezonundan beri Sainz’ı bir şampiyon adayı olarak gördüğümü pek çok defa belirttim. Bu sezondaki performansı bunun göstergesi.

Sonuç olarak Ferrari’nin elinde çok güçlü iki pilot var. Peki şimdi ne olacak?

Tatlı sorun, acı bir deneyime dönüşür mü?

İşte sorun tam olarak bu noktada başlıyor olabilir. Önümüzdeki sezon kartlar yeniden karılıyor ve bu seneki gelişimleri gösterdi ki Ferrari güçlü bir şekilde dönecek. Daha doğrusu güçlü bir şekilde dönme ihtimali, dönmeme ihtimalinden daha fazla. Ferrari, şampiyonluk için mücadele edecek durumda olursa şampiyonluk mücadelesinde bir pilottan yana tavır alması gerekecek. İki pilottan birinin şanssızlıklarla (mekanik arıza, kaza vs.) puan olarak çok geriye düşmesi durumunda Ferrari’nin işi daha kolay olur. Veya olur da iki pilottan biri yeni jenerasyon arabalara uyum sağlayamayıp performans anlamında geriye düşerse seçim kolay olur. Böyle bir senaryoda Ferrari hemen büyük puan farkı yakalayan pilota yönelerek onu destekleyecektir.

Ancak dengeli geçen bir sezonda Ferrari’nin hangi pilotun yanında yer alacağı konusu karışık. Leclerc, Sainz’e göre çok daha genç ve Ferrari’nin geleceği olarak görülüyor. Ayrıca müthiş bir tek tur pilotu.

Leclerc’i pilotluğu dışında da ilginç yapan özellikler var. Leclerc, Ferrari’nin öz evladı. Öz evladı derken Ferrari’nin Leclerc’i alt yapıdan yetiştirdiği, geçmişten bu yana büyük paralar akıttığı, alt serilerden beri manevi olarak desteklediğini anlatmak istedim. Ferrari’nin hissedarı, büyük Enzo Ferrari’nin oğlu Piero Ferrari de kendisini çok seviyor. Ferrari, “Amacımız Leclerc’i şampiyon yapmak.” diyerek de bu sevgisini gösterdi. Leclerc’e takım içinden bir destek daha gelebilir. O destek de önümüzdeki sezon Ferrari’ye danışman olacağı açıklanan, FIA başkanlığını yeni bırakan Jean Todt. Leclerc’in menajeri, Jean Todt’un oğlu Nicolas Todt. Ayrıca prezentabl olmasının da etkisiyle çok büyük bir hayran kitlesine de sahip. Yani kırmızı bir arabanın içinde pazarlama değeri çok yüksek.

Sainz’ın da iyi pilot olmasının yanında pist dışı destekleyici özellikleri var. Sainz İspanya’nın, Alonso’dan sonraki yeni umudu. O da motor sporları geleneğine sahip bir aileden geliyor. Ralli sporunun zirvede olduğu dönemde, baba Sainz da ralli sporunun zirvedeki isimlerinden biriydi. Motor sporlarında takım içi mücadele ve politika konusunda uzman. Ayrıca en son yapılan Santander anlaşmasından da anlaşılacağı üzere maddi olarak da değerli bir pilot. Yani hem yetenekleriyle manevi anlamda değerli hem de getirdiği sponsorla maddi anlamda değerli. Tüm bu değeri, ağır başlılığı ve hızı onu Ferrari içinde nereye getirecek yakın gelecekte göreceğiz. Şimdilik yeni sözleşmeden de anlaşılacağı üzere durumu iyi.

Sözün özü, eğer Ferrari önümüzdeki sezon şampiyonluk yarışında olursa hepimizi ilginç bir takım içi mücadele bekliyor olabilir. Tüm bilinmezliklere başka heyecanlar da eklenebilir.

Fırat KESKİN

Kaynak: FANATiK.COM.TR

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2021, 12:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner16

banner1